İhracatçılar birliğinde yeni dönem

0
482
görüntülenme
  • İsmail Yılmaz
  • Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu
  • Basın toplantısından

Sorun varsa çözüm de vardır…

İsmail Yılmaz 1993 Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Kültür Teknik Anabilim Dalı mezunu. Mezuniyet sonrasında Trabzon’da ziraatle ilgili iş sahasının yetersizliği nedeniyle Antalya’ya yerleşti ve 1993-1995 yılları arasında kesme çiçek üzerine çalıştı. Daha sonra 1 dönümlük küçük bir alanda gerbera üreterek mesleğe başladı. Tempo Tarım’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapan İsmail Yılmaz bugün 240.000 m2 kapalı alanda karanfil üretiyor ve 11 ülkeye ihraç ediyor. Orta Anadolu Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 24 Nisan 2018 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulu’nda başkanlığa seçilen Yılmaz ile sektörü ve yeni dönemi konuştuk. (Detaylı haber Floraplus Dergisi 41. Sayıda)

Kesme çiçek üretimi ve pazarı ne durumda?

Özellikle doksanlı yıllarda eski adıyla Doğu Blok’u ülkelerinden gelen taleple yükselişe geçen kesme çiçek üretimi ve ihracatı daha sonra stabilize oldu. Karanfil dışındaki ürünlerle ihracatı çeşitlendirmede istenilen düzeye henüz ulaşamadık. Ancak birçok sektör firması arayışını sürdürüyor. Mikro klima avantajımızı iyi değerlendirerek ihracat kalemlerimizi çeşitlendirebiliriz.  Özelikle Avrupa’da ve bölgemizde talep gören ürünlerde başarı sağlayabilmek için sektörün uygun araçlarla desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizim üretimimizde en önemli maliyet kalemi enerji. Piyasada fazla talep gören Chrysanthemum, gül gibi türlerde enerji ihtiyacı oldukça yüksek. Bu ve benzeri türlerin üretiminin desteklenmesi lazım… Biz tarımsal üretim yapıyoruz, buna rağmen üreticiler şu anda en yüksek sınırdan enerji kullanıyor. Örneğin portakal ve çilek üreticileri soğuk depolarında bu ürünleri bekletip kapasite raporu alırken bizim soğuk hava depolarımız o kapsama giremiyor ve böylelikle yüksek tarifeden enerji alıyoruz. Arada neredeyse 2 kata yakın bir fark var. Dünyaya baktığımızda yatırımcının, sektörün desteklendiğini görüyoruz,. İlk 5 yıl vergiden muaf olmak veya nakliye desteği gibi destekleri var. Bizim ürün çeşitlenmesine giderek rekabet edebilir hale gelmemiz için destek gerektiği kanaatindeyim.

Yeni bir yönetim kurulu oluştu ve siz göreve geldiniz.

Süs bitkileri sektörü 4-5 ayaktan (segment) oluşuyor. Daha önceki yönetimlerde temsiliyet anlamında bütün segmentleri kapsayan bir yönetim oluşturulmamıştı. Örneğin ben dış mekan üretimi yapan üreticilerin sorunlarını doğrudan bilemem. Dolayısıyla o kesimden biri bizim aramızda olmalı ki kendi sorunlarını daha kolay bir şekilde aktarabilsin. Sonuç olarak her bileşenden bir yöneticiyi yönetime dahil etmeye çalıştık ve başardık. Birbirine uzak bir topluluk vardı. Sektörün bütün bileşenlerini bir araya getirmek için özellikle SÜSBİR’deki arkadaşlar çok olumlu yaklaştılar. Zaten bizim kesimden bazı arkadaşlar aynı zamanda SÜSBİR’e üye, ya da diğer segmentlerden üretici arkadaşlar da bize üye. Aradaki mesafeyi kaldırarak birlikte çalışmamız gerekiyordu. Bakanlığa ve ilgili kurumlara giderken aynı sorunlar için ayrı ayrı gidiliyordu. Hep birlikte bir güç olarak gitmeye karar verdik. Sağ olsun SÜSBİR bu konuya çok olumlu yaklaştı ve böylece olumlu sonuç aldık. Umarım bundan sonra bu birlik ve beraberlik böyle devam eder. Bundan sonra biz hangi birlik, hangi dernek olursa olsun birlikte hareket edeceğiz, bunda kararlıyız.

Genel olarak temel noktaların altını çizmek gerekirse…

Türkiye’de süs bitkisi üretiminde üretim yapılacak saha, arazi sorununu çözülmesi gerekiyor. Geniş üretim alanlarına ihtiyacımız var. Satın almaya kalksanız çok büyük bir meblağlar çıkıyor karşımıza. Üretim için teknolojiye yatıracağımız kaynaklarla arazı satın almak sermayenin kıt olduğu bir ülkede doğru bir yatırım değil. Öte yandan kamunun birçok yerde boşta duran hazine arazileri var. Bunlar bir şekilde sektöre kazandırılmalı. Bunlar şahsi çıkarlarımız için değil, ülke menfaati ve üretim için kazandırılmalı. Nasıl turizmde belli oranda tahsisler oluyorsa, süs bitkileri sektörüne de bu tahsis edilebilir.

Teşvik meselesine gelirsek…

Tarım desteklerinin her üretim türüne göre somutlaştırılması lazım. Ürün çeşitliliğini artırmamız lazım. Sınırlı sayıda kalemlerde üretim ve ihracat yapabiliyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız var. Türkiye’nin en büyük sıkıntılarından biri ithalat… İthalatın önünü kesebilmemiz için ihtiyaç duyulan ürünleri ülkemizde üretmemiz lazım. Bunlar için de sera, enerji destekleri lazım. Tarımda reformlara ihtiyaç var. Bu gerçekleştiği zaman ithalata gerek kalmayacak. Herkes burada üretecek. Bir de sektöre baktığımızda birçoğunda güçlü bir sermayenin olmadığı görülüyor. Herkes tırnaklarıyla kazıyarak bir yerlere gelebiliyor. O yüzden ciddi yatırımlar yapamıyorlar.

Genel kurula gelirsek…

Ben 1999’da birliğimiz kurulduğundan beri bütün yönetimlerde vardım. Önceden yönetimler 2 yılda bir seçiliyordu. Sonradan 4 yıla çıkarıldı.  Son dönemdeki yönetimden rahatsız olunca ayrıldım. Son genel kurul en yüksek katılımla gerçekleşti, %90’ın üzerinde katılım vardı. Sektördeki farklı üretim kesimlerinden olanlarla hiçbir çıkar çatışmamız olmadığından dedik ki, neden birlikte olmayalım. Böylece sektörün bütün segmentlerini kapsayan ve temsil eden bir yönetim oluşturduk. Şurası kesin, küçük bir grupla ya da şahsi olarak başvurduğunuzda daha az ciddiye alınıyorsunuz. O yüzden birlik olmak lazım. Bizim 230-250 civarında aktif üretim yapan üyemiz var. 500 kadar da her zaman aktif olmayan üyemiz var.

Sonuç olarak…

Önümüzdeki dönem boyunca sektörün bütün segmentleri için ürün çeşitlenmesi ve uluslar arası piyasaya sunulması konusunda sektörün diğer bileşen kurum ve kuruluşlarıyla birlikte ortak projeler yapacağız. Birliğimizin bugüne kadar yaptığı ve başardığı bütün projeleri çoğaltarak ve genişleterek yolumuza devam edeceğiz. Üyelerimizin ve sektörün bileşenlerinin sorunları için oluşturacağımız çözüm merkeziyle üretici ve ihracatçı arkadaşlarımızın bireysel ve genel sorunlarının çözümü için aktif pozisyon alacağız…

CEVAP VER