Üreticiyle birlikte büyümek

0
567
görüntülenme
  • Ahmet Korhan Çiçek ve Yusuf Çiçek
  • Mehmet Çiçek
  • Ayvalı Sera Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Çiçek

Ayvalı nerede kurulmuş, nasıl başlamış?

Babamız çiçekçiliğe 1946 yılında başlamış.1959 yıllarından sonra Ulus Pazarı’nda saksıda çiçek ve bitki satmaya başlamış. O zamanlar sadece kesme çiçek bilinirmiş. Daha sonra 1969 yılında Ayvalı Semtine taşındık çocukluğumuz orada geçti. Küçük yaştan itibaren çiçekle haşır neşir olmaya başladık. O yıllarda yaygın olan Küpeli, Yaprağı Güzel, Gül ve Deve Tabanı gibi saksı bitkilerimiz vardı. Ben küçük olduğum için işleri babamla birlikte ağabeyim üstlenirdi. Bu günlere gelmemizde ağabeyimin çok büyük emeği vardır, temel taşımız ağabeyimdir. Ben ODTÜ Metalurji Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra meslekten kopamadım. Daha sonra Kayaş’taki bu araziyi satın aldık ve Ayvalı Semti’ndeki seraları buraya taşımaya başladık.1985 yılından sonrada buraya tamamen yerleştik. 

 

İsim Ayvalı Semti’nden mi geliyor? 

Ayvalı ismini kaybetmedik. Çünkü her kes bizi Ayvalı Çiçekçi olarak biliyordu. Ayvalı Sera olarak şirketleştik, iş bölümü yapmaya başladık ardında daha kurumsal bir yapı ortaya çıktı. Çiçekçilerin ihtiyaçlarına cevap veriyorduk bu da çeşitliliği artırmayı gerektiriyordu. İthalat yapmak zorunda kaldık. Çok olmamakla birlikte iç mekan ihracatımızda olmaya başladı. Özetle ağırlıklı olarak iç mekan bitkileri çalışıyoruz, bunun yanında çiçekçiler için gerekli sarf malzemeleri tedarik ediyoruz. 

 

Hangi bölgeye çalışıyorsunuz?

Bölge olarak Eskişehir, Bolu, Samsun, Karabük, Zonguldak, Tokat, Yozgat, Kayseri, Malatya ya kadar satış yapıyoruz. Kendi bölgemize satış yapıyoruz yani… Diğer bölgelere girip kimsenin işine burnumuza sokmuyoruz. Kimsenin de bizim sahamızı girmesini istemeyiz. Girmek isteseler de kalitemiz ve fiyatlarımızla iddialıyız. Kalitemiz ve geniş ürün yelpazemiz bizim avantajımız. İç mekan da ne kadar üretici varsa hepsiyle bağlantımız vardır, herkesten bitki alıyoruz. Bizim herkesle iyi bir ticaretimiz ve dostluğumuz vardır. Bitki kaliteli olduğu sürece herkesten ürün alırız. 

 

Bitki teminine gelirsek….

Çiçekle bitki türlerinde genelde Yalova bağlantılı çalışıyoruz. İklim olarak daha yatkın çünkü. Yapraklı tür dediğimiz bitkileri de Adana ve Mersin bölgesinden alıyoruz. Giderek bu bölgeler üretimde uzmanlaşmaya başladılar zaten. Ayvalı Sera’ya Garden Koala’dan, Yenice Sera’dan bitki gelirken veya Yalova’dan İzel’den veya Emin Çınar’dan bitki gelirken sadece adet ve isim kısmı yazılır. Daha önceden alınmışsa bitki fiyatı yazılır. Daha önce o bitkiden alınmamışsa fiyatı yazılmaz. Fiyatlar bir nevi mutabakatla belirleriz… Fiyatı belirlerken piyasanın dengesini dikkate aldığımızı üretici arkadaşlarımız bilir. Yani fırsatçılık yapmayacağımız iyi bilinir. Üreticiye ne zarar ettiririz ne de spekülasyona yol açarız. Herkesin bu pazardan makul bir şekilde kazanarak işini yürütmesini isteriz biz. Üretici arkadaşlarımızla üretilecek yeni türler hakkında görüş alışverişi yaparız. Üretici arkadaşlarla birbirimizin fikrine saygı duyarız.

 

Ürün çeşitliliğin artmasıyla ithalatta azaldı galiba…

Hollanda avuç içi kadar ülke ama sadece üretmiyorlar ki… Alıp satıyorlar, dünya pazarı oluşturmuşlar. Türkiye de bunu başarabilir… Biz de bölgesel bir pazar oluşturabiliriz. Biz de dışarıdan alıp satacağız ama bir taraftan üretime de gereken önemi vereceğiz. Türkiye’de 1985’li yıllarda tükettiği ürünlerin yüzde seksenini ithal ediyor yüzde yirmisini kendisi üretiyordu. Şu anda bu tersine dönmüş durumda. Yüzde 20 civarında ithalat yapıldığını sanıyorum. Yani yüzde 80’nini de iç piyasadan sağlıyoruz. Burada da tercihimiz bitkinin kalitesidir. Talebimiz karşılanmadığı zaman ithalata yöneliriz. Bu bizim politikamızdır. İç pazardaki üreticide bu nedenle kaliteyi yükseltmiştir. Üreticilerimizin ödemelerini zamanında yaparız. Gerekiyorsa ön ödeme yaparız… Sıkıştıklarında koşulsuz desteklemeye çalışırız. Bu durumu üreticiye karşı koz olarak kullanmayız. Ayvalı Sera’nın sektörde bu kadar sevilip sayılmasının da bir nedeni budur. Neticede üreticilerin büyümesi bizim büyümemiz demektir, bunun için uğraş veriyoruz senelerdir.

 

Sektörün 1980’li yıllardan bugünlere gelişini değerlendirirsek…

Saksılı bitki 1990’lı yıllardan itibaren gelişmeye başladı. Ekonomik krizlerde dahil olmak üzere bizim satışımız her yıl artarak gitti. Yalnız gözlemlediğim şu ki, karlılık giderek azaldı. Şu anda bir üretici arkadaşın bu işten ailesini geçindirmesi için minimum 10 bin metre karelik bir alanda çalışması gerekiyor. Tabi bunu iç mekan üretimi için söylüyorum.

 

Bitki satışı genel nasıl gidiyor?

Sadece Anneler Günü’nde, bir Afrika Menekşesi’nin 15-20 bin adet arasında satıldığını düşünebiliyor musunuz? Geçmişle kıyasladığımızda bu bir işletmenin yıllık üretimidir. Bu rakamları göz önünde bulundurduğumuzda bitki satışları düşmüştür denildiğinde bana gülünç gelir. Ama eskiye göre üretici çok artmıştır, kalitede yükselmiştir ve maliyetlerde artmıştır. Üretici çok üretip az kazanmaya başlamıştır.

 

Marketlerdeki satış piyasayı nasıl etkiliyor?

Marketlerde çiçekle yaklaşık 10 yıldır tanışıyoruz. Marketler önce İstanbul’la başladı. Ardından Ankara, İzmir derken yayıldı. Marketler malı satarken kar oranını koyup satıyor, bir yan hizmet vermiyor. Ama Çiçekçi Dükkanın’da süsleniyor paketleniyor ve adrese ulaştırılıp sunum yapılıyor. Buda maliyeti markete göre biraz yükseliyor. Kıyaslama yapılırken de o ürün çiçekçide pahalı, markette daha uygun gibi görünebilir. Biz ilk zamanlar marketlere çiçek vermemeye çalışıyorduk ama son zamanlarda vermeye başladık. Biz satmazsak başkası satacaktı. Diğer yandan da insanlar çiçeği gördüğü zaman almaya karar verirler, marketlerin bu yönden de bitki satışını katkı sağladığına da inanıyorum.  

 

Dış mekan talebi gelmiyor mu size

Dış mekan bitkisi satabilmemiz için, ya kendi çiçek marketimiz olacak halka satacaksınız ya da uygulama yapacaksınız. Biz bunları şimdilik yapmıyoruz ama miktar küçük de olsa bulunduruyoruz.

 

Ayvalı Sera bahçe market açmayı düşünüyor mu?

Ankara İstanbul’a benzemez, İstanbul ‘da çok büyük bir potansiyel var. Bir de biz şehir dışında olduğumuz için insanlar buraya gelemiyor. Ama zaman içinde neler olur birlikte göreceğiz. 

 

CEVAP VER