Hiçbir yerde yoksa Kaya Amca’da vardır

0
386
görüntülenme

Kaya Yeğin namı ise Kaya Amca. Başlıktaki bu lafı biz uydurmadık sektör mensuplarından duyduk. Kaya Amca 1963 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nden mezun olmuş. Uzun yıllar tekstil de yöneticilik yapmış. Daha sonra hobi olarak başladığı ama kendisine göre esas işine, süs bitkileri üretimine yaklaşık 30 yıl önce başlamış. Kaya Amca’nın Pınarlı Çamköy’deki 60 dönümlük üretim alanında Akdeniz türü bitki çeşitlerini saymanın imkânı yok gibi görünüyordu. Bu yüzden bir döküm yapamadık. Çeşide ihtiyacınız olduğunda mutlaka arayın…

Mesleğe nasıl ve ne zaman başladınız?

Birçok fabrikada yöneticilik yaptım ama kafamda bitki üretimi vardı. Önce hobi olarak başladı ve sonra satış da yapmaya başladım. Benim için esas işe dönmenin vakti geldiğinde, emekli olmadan mesleğimin 23. yılında ayrıldım. Kafaya taktığım bu işi yapmak için Antalya’ya yerleştim. Antalya’da Altınova’nın girişinde 55 dönümlük bir yer satın aldık. O zaman iki ortaktık ve işe salon bitkileri üreterek başladık. Seraların hepsini iç mekân bitkisi ile dolduramadık. Bir taraftan sebze yaparken bir taraftan meyve ağaçları, salon bitkileri yetiştiriyorduk. Örneğin seranın içinde bir şeyler yenilip içilebiliyordu. Pazar günleri için çok geniş bir park yerimiz vardı. İnsanlar çocuklarıyla beraber geliyor bitki alıyorlardı.

Üretmediğimiz birçok bitkiyi Yalova’dan Ricordo’dan, Akgül Çiçekcilik’ten Abdullah Kurt’tan, VSB’den temin ediyorduk. Ürün almak için insanları uykusundan kaldırırdık ve hiç kimse ‘bizi neden rahatsız ediyorsun’ demezdi. Sonra Özal döneminde Antalya’da otelcilik başladı. Geleceği görerek salon bitkilerini asgariye düşürüp, dış mekâna, peyzaj bitkilerine yöneldim.

Sanıyorum 1985-1986’lı yıllarında 12 mühendis, 150-200 eleman çalışıyordu. Mevsimlik türlerden çalıya ve ağaca kadar her şeyi ürettiğimiz gibi bir de peyzaj uygulamaları yapıyorduk. Yani anahtar teslimi otel bahçeleri yaptık.

Yıllar içinde aşağı yukarı 1000’e yakın peyzaj mimarı ve ziraat mühendisi bizimle çalıştı. Bazıları çok başarılı iş adamı oldu, işlerini çok büyüttüler. Aradan zaman geçti ufak tefek sıkıntılar atlattık. Şimdi Pınarlı Çamköy’deyiz ve 60 dönümlük bir alanda üretime devam ediyoruz.

Yaklaşık otuz yıl olmuş, neler biriktirdiniz...

Devlet döviz kazandırıyor diye kesme çiçeğin üzerinde çok durdu, çok yardımcı oldu, oluyor. Hâlbuki bizim yaptığımız işin geleceği var. Giderek biz de döviz getirmeye başladık ve en azından ithalatı azalttık. Hollanda’ya Mısır’a çok büyük paralar ödedik. Şimdi İtalya ve Çin’e ödemeye devam ediyoruz. Bu üretimin mutlaka desteklenmesi lazım… Eğer bu sektör desteklenirse çok ciddi bir kaynak doğar, istihdam yaratılır. Bizim Avrupalılarla rekabet etmemiz de kolaylaşır.

Türkiye’nin üretim olanakları çok yüksek, çünkü bitkiler çok hızla gelişiyor. Fideleri önce toprağa dikiyorsunuz ağaç diker gibi ağaçsı ve yarı ağaçsı bitkileri yerde büyüyor, sonra toprağı ile söküyoruz, saksılara alıyoruz, sonra yoğun bakım dediğimiz, rutubeti yüksek, hava değişim kat sayısı çok düşük bir serada 3-5 hafta rehabilite ederek kök yapısını güçlendiriyoruz ve daha sonrada dışarıya alıyoruz. Sonra da garantili olarak satışa sunuyoruz. Bu uygulama bitkilerin büyüme ve gelişme hızını yükseltiyor. Bu ciddi bir avantaj.  

Peki burada çok fazla çeşit yapıyorsunuz, yorulmuyor musunuz?

Çamköy Fidanlığı bir çiftlik gibi oldu. Kazlar, ördekler, tavuklar, kediler, köpekler ve adlarını sayamayacağım kadar fazla bitki çeşidi var. Piyasa artık öğrendi. Eğer bulunamayan bir çeşit aranıyorsa ‘bu varsa varsa Kaya Amcada vardır’ deniyor.

Bu iş biraz da amatör ruh ve nosyon duygusu gerektiriyor. Antalya’daki meslektaşlarımız ya ithal bitkiler getiriyorlar, ya da Ödemiş’ten, Bayındır’dan, Kestel’den, Yalova’dan getiriyorlar. Ancak mevsimlik ve çok yıllık otsu bitkiler üretiyorlar. Antalya henüz çalı ve ağaç üzerine yoğunlaşmış değil. Ama tahmin ediyorum kısa zamanda Antalya çok büyük ilerleme gösterecek. Çünkü burada iklim çok daha uygun, bitkiler çok hızlı büyüyor, kış zorlukları Antalya’da çok az.

İlerde Kestel, Yalova, Ödemiş, Sakarya daha çok soğuk iklim isteyen bitkilere yönelecek, Antalya Akdeniz iklimine uygun bitkilerde çok büyük mesafeler kaydedecek.

Üretime bu işin sırrına gelirsek…

Allah’ın lisanı fizik, kimya, matematiktir. Bitkileri devamlı gözlemek gerekir. Bir bitkinin özellikle ağaçsı ve yarı ağaçsı bitkilerin üretiminde doğru yolda olup olunmadığını anlamak için bakılacak yer bellidir. Yaprağın rengi, iriliği, yaprakların birbiri arasındaki mesafe ve dalların kalınlığı eğer bunlar tamamsa doğru yolda olduğumuzu anlayarak devam etmeliyiz.

Bunlardan birinde problem varsa mantık yürüterek, nedir problem diye sorarak, aynen bir doktor gibi teşhis koyabilirsiniz. Ve bu teşhise göre tedaviyi uygularsınız.

Bitkilerde bir kedi, bir köpek, bir insan gibi iç güdüleri olan canlılardır. Ot, ağaç deyip geçmemek lazım… Hayatın kaynağını oluşturuyorlar. Her şeyimizi de fotosentez kabiliyeti olan o canlılara borçluyuz. Foto ışık demek, sentez toplama biriktirme demek. Işığın enerjisini bizim için biriktiren mucuzevi yaratıklardır bitkiler. Bunlar sayesinde yeryüzünde yaşayabiliyoruz. Bunlara gerekli saygıyı ve ilgiyi göstermemiz gerekiyor. Bitkilerle karşılıklı konuşabilmek lazım.

Örneğin sizin dergilerinizden birinde Japon Gülü’nün tohumunun alınamadığını yazıyor. Biz alıyoruz. Tepede 3 veya 4 tane çiçek var altta polenler var, sulu boya fırçası ile alıp aşılıyoruz ve mükemmel de tohum veriyor.

Örneğin tohum alınırken de dikkat ettiğimiz şeyler var. Polenler belli bir ısıda aktif oluyor. Onun için biz kışın ve yaz sıcaklarındaki tohumları kullanmayız. İlkbahar ve son bahardaki tohumları alır biriktirir ve ekeriz. Çünkü polenlerin aktif olduğu dönemdir. Çok soğuk ve çok sıcakta horozsuz tavuğun yumurtası gibi oluyor. Tohum vardır fakat döllenmemiştir. O tohumlarla ilgilenmiyoruz. Tohum için özel bir silindiri dizayn ettim. Bir silindirin içerisine kırık taş parçaları koydum, sert kabuklu tohumları silindire koyuyoruz, orada dış kabuğunu inceltiyoruz, ondan sonra PHsı 2,5-3 olan asitli ortamda biraz bekletiyoruz. Sonra da istediğimiz çimlenme yüzdesini elde ediyoruz.

Elinizdeki türlerle ilgili bir liste var mı?

Yok. Akdeniz’de yetişen aşağı yukarı her türlü bitki var. Şimdi ithal olarak gelen güzel bitkileri de bakıyorum. Onları da süratle üretmeye başladık. Çok güzel yeni türler ithal edilmeye başlandı ve beğendiğim bir bitki olduğu zaman hemen onun üretimine de geçiyorum. Yani aklıma gelen her şeyi üretiyorum. Yani bu varsa varsa Kaya Amca’da vardır sözünü yalancı çıkartmamak için uğraşıyorum. Kâr etsem de etmesem de üretiyorum.

CEVAP VER