Dikdörtgen budanmış çınarlar

0
439
görüntülenme
  • İBB Park Bahçeler Müdürü M. İhsan Şimşek

İstanbul süs bitkisi tüketiminin en yoğun olduğu dev bir kent. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise yılda yaklaşık 40 milyon civarında mevsimlik ve yer örtücü, 1 milyon 200 civarında çalı türleri ve 300- 400 bin civarlarında da yol ağacı tüketiyor. Park Bahçeler Müdürü M. İhsan Şimşek ise, süs bitkilerine ilişkin yapılan projeleri destekleyen ve sektöre ilgisini yakından sürdüren bir kamu görevlisi. Mehmet Bey ile İstanbul’u ve yaptıkları son çalışmaları konuştuk.

Bitkilendirmede, ağaç ve çalılarda hareket ne zaman başlayacak?

Ağaçlandırma konusunda yönetimle çok sık değerlendirmeler yapıyoruz. Daha önceden hazırladığımız ağaçlandırma dosyası yeniden gündeme alındı ve böylece önümüz açıldı. Büyük ihtimalle, yavaşlayan ağaçlandırma projelerimiz bu sonbaharda, ama mutlaka 2011 ilkbaharında büyüyerek sürecek. Ağaçlandırma ve bitkilendirme bizi iki bakımdan çok mutlu ediyor. Birincisi süs bitkisi üretici arkadaşlarımıza katkıda bulunmuş oluyoruz, diğeri ise kentimize kalıcı yeşil alanlar kazandırıyoruz. Sektörün gelişmesi bizim için çok önemli. Sakarya, Sapanca, Yalova, Ketsel, İzmir, Bayındır, Ödemiş gibi bölgelerde, sektör beklenenden hızlı gelişme kaydetti. Yol ağaçları uluslararası standartlara uygun hale geldi. Eskiden 2.20’den tijlendirilmiş ve gövdesi düzgün yol ağacı bulmak zor olurdu; bugün ise bunun birçok çeşidini bulabiliyorsunuz. Mevsimlik üretimi, lale üretimi istenilen düzeye ulaştı. Biz de alımları yaparken gereken hassasiyeti gösteriyoruz.

 

Özellikle ağaçların budanmasında ve bakımında çok ciddi mesafe kaydettiniz…

Biz 2005 yılından itibaren bütçemize, eğitim faaliyetleri konusunda ödenek koyduk. Bu konuda çalışan arkadaşlarımızı eğitimden geçiriyoruz. Bu konuda altyapımız oldukça sağlam. Sırf bu konu ile alakalı yüze yakın teknik personelimiz var.

Budama bizim işimizin en önemli kısmı. Çünkü ağacı diktiğiniz gün, ağacın otuz sene sonra nasıl olacağını hesaplamanız gerekir. Fransa’nın Champs – Elysees (Şanzelize) Caddesi’ndeki ıhlamurlardan söz ediliyorsa, İtalya’daki Montecatini’deki çınarların güzelliğinden bütün dünyada söz ediliyorsa, sebebi budur. Özellikle yol ağaçlarını, hesaplama ve planlama yapmadan dikmemek gerekiyor. Konuya ilişkin bir örnek verecek olursak; Florya’da Bakırköy Sahili’nde çınarlar, çınarların arkasında da evler var. O çınarlar oraya yol ağaçlandırması amacıyla dikildiler. Ama biz bu ağaçları belli bir planlama sonucu diktik. Çünkü Ataköy’ün önündeki bazı ağaçları gayri resmi olarak dibinden kestiler. O bölgedeki ağaçların başına bir şey gelmesin diye de çınarları kare şeklinde budadık. Biz o ağaçları budarken, bir ilçenin belediye başkanı beni aradı ve bana, ‘Burada ağaçları tam büyüyecekken kafalarından kesiyorlar.’ dedi. Ben de ‘Biz onları kare şekline sokacağız, bir form vereceğiz.’ dedim. Başkanımız bana, ‘Çınardan kare mi olur, bırakın da büyüsün.’ dedi. Şimdi bu bizim ağaca form verme konusundaki bilgimizi ve görgümüzü gösteriyor.

Örneğin çınarı bir meydana, meydan ağacı olarak diktiyseniz bir amaçla, bir formla korursunuz; yol ağacı olarak diktiyseniz, ona uygun formla korursunuz. Prag’a gidenler bilir, bir kilisenin önündeki yaklaşık 80 cm’lik Atkestaneleri kafalarından vurularak 2,5 metreden kesilmiş, ama daha güzel şekiller ortaya çıkmış. İstanbul’da budamayla form vermeyle alakalı, şehri bütünleyen uygulamalar yaptık.

Diğer belediyeler sizden bu konularla ilgili yardım alabiliyor mu?

Türkiye’nin herhangi bir yerinden bir belediye bizden yardım istediğinde, hiçbir siyasi ayrım yapmadan, her türlü bilgiyi aktarıyoruz, her türlü yardımı yapıyoruz. Üstelik sadece bilgi aktarmakla da yetinmiyoruz. Her ay en az üç veya dört belediyeye doğrudan yardımımız oluyor. Örneğin geçen hafta Erzurum Aziziye Belediyesi’nden geldiler. Bir sene evvel Diyarbakır’da kent ormanı kurduk. Bizden yardım isteyen bir belediyeye önce elemanlarımız gidiyor ve bir iki gün kalarak inceleme yapıyor; daha sonra ilgili alanın fotoğrafları çekiliyor, döndükten sonra da projeleri çiziliyor. Yani bu konuda bir misyonu yerine getiriyoruz..  

Lale üretimi ve festivaline gelirsek...

Bu yıl beşincisini yapıyoruz. 3 yıldan beri şehirdeki lale parselleri de oluşmuş vaziyette ve insanlar artık nerede, ne yapıldığını biliyor. Her bölgede, lale için uygun yerleri ayırdık ve bu noktalar dışında lale dikmiyoruz.

Festivalin şehrimize kattığı üç önemli olay var. Bunlardan ilki Philadelphia (ABD) menşeili Dünya Barış Bahçeleri Vakfı’nın, İstanbul’a, Yedikule’de bulunan Sur Dibi Lale Bahçesi için ‘Dünya’nın 20. Barış ve Dostluk Lale Bahçesi’ plaketinin verilmesi. 22 Nisan’da düzenlenen törenle, Türk ve Amerikan turizm acenteleri ile birlikte konulan plakette “Barış tohumları bu bahçeden yayılsın.” yazıyor. Böylece İstanbul, 20. sıradan turistik gezi hattına dahil oldu ve dünyadaki 20. destinasyon olarak turizme katkı sağlayacak.

İkincisi, İsviçre’nin Morges Kenti’nde düzenlenen 40.Lale Festivali’nin onur konuğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi oldu. Morges Kenti’nde, lale festivali için gönderdiğimiz lalelerle Mevlana ve nazar boncuğu figürleri yapıldı. 23 Nisan günü Morges’te, 40. Lale Festivali çerçevesinde, ‘Türk Günü Yürüyüşü’ne de katıldık.Morges kentinde sürekli olarak İstanbul ve lale konuşuluyor.

Üçüncü olarak, en önemlisi, Türkiye yıllardan beri düzenlenen dünya lale zirvesine hiç katılmadı. Ancak bu yıl, bu zirveden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne davet geldi. ‘Buyurun gelin, siz de bu zirvede yerinizi alın’ diye. Biz de bu zirvede yer almak için elimizden geleni yapıyoruz. Bütün bu çalışmalar, dünya kenti İstanbul’un daha çok tanınmasını sağlıyor.

Lale soğanı üretimine gelirsek…

Biz bu işle beş seneden beri uğraşıyoruz ve en önemli amaçlarımızdan biri yerli üreticiyi kalkındırmak. Bu yalnızca lale için değil, diğer süs bitkileri açısından da önemli.

Lale üretimini, Konya – Çumra’daki bir üretecimizle başlattık. O zamanlar bu üreticimiz, ancak 2-3 milyonluk bir soğan üretimi gerçekleştirebiliyordu. Bugün ise, bu rakam 30 milyonu buluyor. Öyle ki Türkiye’nin nerdeyse bütün lale ihtiyacı buradan karşılanacak. Bu üretici, aynı zamanda ihracat da yapıyor.

Biliyorsunuz İstanbul lalenin anavatanı; hatta soğanlı bitkilerin yetiştirildiği bir semt adı bile var: Soğanlık. Biz, bunu da dikkate alarak Silivri ve Çatalca’daki köylülerle 2-3 seneden beri görüşüyoruz. Bu semtlerde üretimi ilk önce diğer mevsimliklerle başlattık. Daha sonra ise bu semtlerdeki üreticilere, Ağaç A.Ş aracılığıyla lale tohumları verdik. Bu sene çiftçi başına 100 – 200 bin lale soğanı üretimi yapıldı ve bu ürünleri kalitesi tam istediğimiz gibi. Yılda yaklaşık 2 milyona yakın soğan üretiyorlar ve üretim giderek artıyor. Bizim yaptığımız, sözleşmeli üretimle sektörü teşvik etmektir.   

Mevsimlik kullanımında, lalelerin sunumunda kalite gittikçe yükseldi…

Mevsimlikteki başarımızın nedeni üreticimizin iyi çalışması. Bizim elemanlarımız hiç değişmedi. Üretici ürün kalitesini arttırdıkça kullandığımız mevsimliklerin, çiçeklerin kalitesi yükseldi. Üretim kalitesini arttırmak için üreticilerle alım garantili üretim planlaması yaptık. Bu anlaşmalar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bir kuruluşu olan Ağaç A.Ş ile yapılıyor. Ağaç A.Ş ile birlikte, üreticilerden talep ettiğimiz ürünlerin renk ve özelliklerini tek tek belirterek,tanımlayarak büyük ihaleler yapıyoruz. Bu durum ise hem bizi, hem de üreticileri rahatlatıyor ve bizim kent içi tasarım kalitemizi de yükseltiyor. Kalitesi, renkleri ve çeşitliği belirlenmiş önceden üretim, kent içi mevsimlik uygulaması konusunda başarıyı beraberinde getiriyor. Tabii, bu arada uygulama yapan arkadaşlarımız da çok ciddi birikimler oluşturdular.

Lale müzesi projesi

Emirgan Korusu’nda at ahırlarının olduğu yere ilişkin düzenleme çalışmaları başlattık. Bu çalışmalar sadece bize bağlı değil. Tarihi bir alan olduğu için, bu çalışmayı ilgili kurumlarla birlikte yapıyoruz. Amacımız, dünyadaki örneklerine benzer bir lale müzesi yapmak. Bu proje, bu yılın temmuz ayında sonuçlanacak ve büyük ihtimalle lale müzemiz gelecek yıla kadar açılmış olacak. Müzede, laleyi, tarihi ve coğrafyası ile, bütün üretim araç ve gereçleri ile birlikte sergileyeceğiz. Özetle, 2011 yılının Temmuz ayında lale müzemiz açılacak.

Bir de kültür başkenti meselesi var…

Son iki yıldır, şehirdeki ağaçlandırma ve peyzaj çalışmalarını koruma ve geliştirme yönünde çaba harcıyoruz. Yani biz, İstanbul’un kültür başkenti ilan edilmesinden ötürü özel bir çalışma yapmıyoruz. Sadece daha önceden planlanmış programlanmış işlerimizi zamanında ve gününde yapıyoruz.

Daha önce, İstanbul’un 2010 kültür başkenti olmasından ötürü çeşitli çalışma ve hazırlıklarda bulunmuştuk. Kaldı ki bir projenin başladığı yılda, proje için çalışma yapmak yanlış olur. Yani daha önce çalışmalarımızı tamamladığımız için, sorunları da aşmış olduk. Bizce 2010 yılının projesi, 2008 – 2009 yılında planlanır ve uygulanır. Bizim mesleğimizin gerekçesi de budur zaten

CEVAP VER